Ötekiyi Oynamak: Yunan Dramasında Tiyatro, Tiyatrallık ve Kadınlık
Yazar: Froma I. Zeitlin
İngilizceden Çeviren: Eylül Sude Can
Antik Yunan edebiyatı ve düşüncesi üzerine çalışan önemli klasik filologlardan biri olan Froma I. Zeitlin, çalışmalarında özellikle Yunan tragedyası, toplumsal cinsiyet ve temsil ilişkisi üzerine yoğunlaşmaktadır. Playing the Other: Theater, Theatricality, and the Feminine in Greek Drama adlı çalışmasında Zeitlin, kadınlığın Yunan dramasında nasıl temsil edildiğini ve tiyatronun toplumsal cinsiyet anlayışlarının kurulmasındaki rolünü incelemektedir. Yazar, kadın karakterlerin yalnızca sahnedeki figürler olmadığını, aynı zamanda Yunan toplumunun kendisini anlamlandırma biçimlerini yansıtan önemli araçlar olduğunu savunur. Bu çeviride yer alan metin, Zeitlin’in makalesinde yer alan Platon’un trajedi eleştirisi ve kadınlık anlayışı üzerine odaklanan bir bölümünü içermektedir. Bu bölümde Zeitlin, Platon’un tiyatroya yönelik eleştirilerinin yalnızca estetik ya da felsefi nedenlere dayanmadığını, aynı zamanda onun kadınlığa ilişkin düşünceleriyle de bağlantılı olduğunu ileri sürmektedir. Özellikle kadınlığın Platon’un eserlerinde nasıl konumlandırıldığı ve erkeklikle kurduğu karşıt ilişki metnin temel tartışma noktalarından biridir. Bu çeviriyi seçmemin nedeni, Antik Yunan düşüncesi, tiyatro, felsefe ve toplumsal cinsiyet arasındaki ilişkiye farklı bir bakış açısı sunmasıdır. Metnin, hem Platon’un düşüncelerini hem de kadınlığın Antik Yunan kültüründeki temsilini anlamak isteyen okurlar için faydalı olacağını düşünüyorum. İyi okumalar.
"Kuşkusuz Platon, Yunan erkeğinin kendisine ait bir dünya kurma hayalini felsefe adı altında sistemleştirmeye en çok yaklaşan kişidir."
Aşağıda okuyacağınız metin, bahsedilen makalenin 84-85 sayfalarının çevirisidir.
…
Sokrates, bir sonraki kuşaktan gelen Platon’un aktardığı şekilde, tiyatral sanatları tartışırken trajik şairler arasında hiçbir ayrım yapmaz. Hatta drama üzerine eleştirisini, trajedinin ilk öğretmeni ve rehberi olarak karakterize ettiği Homeros üzerinden yapar. Aynı Aiskhylos oyunu, Devlet’te Sokrates’in muhatabı tarafından yeniden anılır. Muhatap önce oyundan ünlü bir dizeyi bağlamına uygun bir biçimde alıntılar; fakat hemen ardından gelen dizelerin anlamını tersine çevirerek onları adil insana değil, adaletsiz insana uygulamaya başlar. Platon’un trajedi ve felsefe arasındaki argümanı iyi bilinmektedir ve benim amacım bu eski soruları yeniden ortaya atmak ya da eski ikilemleri çözmek değildir. Bundan ziyade öne sürmek istediğim şey, dramanın dışında duran Platon’un, kadınlık ve tiyatro arasındaki özsel bağlantılara dair iddialarımı destekleyebilecek son bir tanık olarak çağrılabileceğidir. Üstelik bu ilişki bu kez tamamen olumsuz bir perspektiften ele alınacaktır. Platon’un tragedyayı ideal devletinden uzaklaştırma konusundaki ısrarı ve kariyeri boyunca trajik şairlere duyduğu hoşnutsuzluk, kimi zaman onları sofistler ve retorikçilerle yakından ilişkilendirmesi de dahil olmak üzere, karmaşık ve birbirinden farklı birçok nedene dayanır. Ancak açıkça felsefi meselelerin yanı sıra, Platon’un tiyatro hakkındaki görüşünün, cinsiyet ve kadınlığa yönelik tutumu göz önünde bulundurulduğunda daha iyi anlaşılabileceğini savunmak istiyorum. (49. dipnot: Tartışmaya, sırasıyla Devlet, Gorgias ve Yasalar’ın ilgili bölümlerini dâhil ediyorum; bunları Şölen takip edecek.)
Her ne kadar tuhaf gözükse de, Platon’un amacı Aristophanes’in Kurbağalar eserinde amaçladığından çok da farklı değildir. Buradaki proje her açıdan bakıldığında çok daha kapsamlıdır ve tüm Batı düşüncesinin yapısını değiştirecek araçlara sahiptir. Ancak Aristophanes gibi Platon da şehirdeki erkeklerin ve onların ahlakının yeniden güçlendirilmesine odaklanmaktadır ve komedi şairi gibi estetik biçim ve formun öneminde ısrarcıdır. Kısaca özetlersek, bu tartışmanın amacı açısından, Platon’un büyük meseleleri aynı zamanda onun erkeği maskülen bir toplum içinde yeniden şekillendirme arzusunu yansıtmaktadır. Ayrıca Platon, felsefi eğitim aracılığıyla geleneksel kahraman erkekliği (andreia) anlayışını saflaştırmayı ve güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Böylece cesaret, uyanıklık ve güç gibi özellikler, kişinin kendisini ve toplumu geliştirmesinde daha iyi kullanılabilecektir.
Kuşkusuz Platon, Yunan erkeğinin kendisine ait bir dünya kurma hayalini felsefe adı altında sistemleştirmeye en çok yaklaşan kişidir. Bu dünya, erkeğin kendisini yeniden doğurabileceği ve her zaman arzuladığı ölümsüzlüğe ulaşmayı umabileceği bir dünyadır. Trajedide ise bu arzu yıkıma yol açar. Daha önce gördüğümüz gibi, bu yıkım çoğu zaman tanrıların ve kadınların direnişiyle ortaya çıkar. Bir yandan felsefe, bu girişimin başarılı olabileceği umudunu vaat eder; ancak bunun için maskülen benliği yeniden eğitmek amacıyla dikkatle hazırlanmış planların takip edilmesi gerekir.
Platon’un eski cinsiyet klişelerini kırdığı ve Devlet’teki ideal şehrinde kadınların da, fiziksel güç bakımından erkeklerden doğal olarak daha aşağı konumda olmaları dışında, erkekler gibi koruyucu hatta savaşçı olabileceklerini savunması bir karşı argüman olarak öne sürülebilir. Bu önemini küçümseyemeyeceğimiz devrim niteliğinde bir tasarıdır. (50. dipnot: Bu mesele, burada ayrılabilecek yerin izin verdiğinden çok daha fazla ilgiyi hak ediyor.) Ancak şunu da not etmeliyiz ki kadının yeniden değerlendirilmesi, kadınlığı erkeklikten farklı yönleriyle geliştirmez. Tam aksine, Platon, kadınlığın etkili olduğu aileyi ve ev içi alanı ortadan kaldırarak, kadınlığın gücünü ve özgünlüğünü etkisiz hale getirmiş olur. Maskülen yeteneklerini kanıtlamış bazı kadınları işin içine dahil etmesi, tamamen Devlet’te kadınların başarılı bir şekilde maskülen modeli taklit etmeyi öğrenebileceğine inanmasından kaynaklanmaktadır. Burada bile eşitlik ilkesi bocalar; çünkü Platon savaşta kendisini göstermiş erkekleri özel üreme ayrıcalıklarıyla ödüllendirirken, aynı imkanların kadınlara da verilmesini önermez. Bu önemsiz bir gözden kaçırma olabilir ya da olmayabilir. Ancak önemli olan, Platon’un eserlerinin başka yerlerinde kadınlığın, erkekliğin karşısındaki olumsuz karşıtlık rolünü sürdürmesidir. Kadınlık, erkekler için istenmeyen modeller listesinin başında yer alır ve bu liste kölece, soytarıca, hayvansı ve insanlık dışı olan davranışlara kadar uzanır (Devlet 3.395d-396b).
Platon’un trajediye ve onun geleneksel repertuarına yönelik saldırısı birkaç yönde işler: gerçekliğin eksik ve yanıltıcı bir taklidi olduğu için tiyatrallığın aldatıcılığına karşı çıkar; taklit edilen kişi ya da şeylerin çoğu zaman değersiz nitelikte olmasını kınar ve bu tür taklitlerin tiyatrodaki oyuncular ve seyirciler üzerinde yaratabileceği zararlı etkiler konusunda ısrar eder. (51. dipnot: Epik şiir ve komedi hakkındaki değinilere rağmen asıl hedef trajedidir. Komedi için özellikle Yasalar 816d-e ve 935d-936b’ye; trajedi için ise 817a-d’ye bakınız. Burada Platon, yasa koyucuları açıkça kendi hakiki trajedilerinin yazarları olarak konumlandırır: Onlar “en güzel dramanın rakipleri…, sanatçıları ve oyuncularıdır.”)
İlk durum için, ileriye giderek Platon’un açıkça yanılsatma sanatını tek başına kadınlığa yönelttiğini söyleyemem; kadınlar, çocuklar gibi, bunun cazibesinden kolay etkilenseler de (örneğin Yasalar 658d, 817c), hatta küçüklere tanrılar hakkında uydurma hikâyeler anlatmaya daha yatkın olsalar da (Devlet 377c). Ancak Platon’un ilgi odağı kadına odaklı olmaktan ziyade, görünüşleri gerçekmiş gibi sunan, sahte hazlara (derslere değil) ve duygulara teslim olan, benliğin (ve yurttaşların) aşağı parçalarına hitap eden aşağı düzeydeki erkektedir. Böylece kadınların doğal olarak gizemli (lathraioteron) ve kurnaz (epiklopoteron) olmaya eğiliminin kadının özsel zayıflığından ötürü olduğu, bununla birlikte kadının erdeme yönelik doğal potansiyelinin erkekten daha aşağı seviyede olmasından ötürü (Yasalar 781 a-b), geleneksel kanaati kabul etse de Platon kadını (ya da onun temsilini), erkeklerin dünyasında neredeyse hiç harekete geçirici bir etken olarak görmez. (52. dipnot: Tek istisna, kadının (eş ve anne) oğlunun timokratik davranışlara yönelmesini dırdırı ve açgözlülüğüyle kışkırtmasıdır. (Devlet 549c-e). Şölen’deki rahibe Diotima’nın işlevini uygun bir bağlamda ele alacağız.)